Ruh Sağlığı İyi Yetişkin Olabilmek Üzerine

Kısa yanıt: Çocuklukta erken yaşta yük almak, yetişkinlikte “hep güçlü olmalıyım” baskısına, sınır koyma güçlüğüne ve duygusal tükenmişliğe dönüşebilir. Bu örüntüler fark edilip çalışıldığında daha sağlıklı bir iç denge kurulabilir.
Bu yazı; çocukken yetişkin rolü üstlenmiş, bugün hâlâ herkese yetmeye çalışırken yorulan kişiler için psikodinamik bir çerçeve sunar.
Sanırım bu aydınlanmaya daha derinden şahit olmam, ilk kez 30 yaşımla birlikte mümkün
oldu.
Bir gün uyandım ve 30 yıllık ömrümde şunu düşünmeye başladım:
Neden hayatımda ruh sağlığı yerinde bir yetişkin hiç yoktu?
İnsan bazen düşünürken sıkışır. Zihnin derinlikleri, düşünme sürecinde bizi kimi zaman
büzüştürür, kimi zaman boğar, kimi zamansa bir rüzgâr gibi oradan oraya savurur.
İşte öyle bir andı. Sanki büzüşmüştüm.
30 yaşıma gelene kadar “yanında büyüdüğümü sandığım” yetişkinleri aslında büyütmeye
çalışma çabamı; ebeveynleşirken giderek depresifleşen ruh hâlimi; bir an olsun durmadan
mücadele etmek zorunda kaldığım yaşamımı; suçlanmış, özsaygısı zayıflamış ama tüm
bunların faturasını hâlâ kendine kesmeye devam eden zihnimi… Sanırım ilk kez bu kadar
odaklanarak fark ettim.
Evet, olmamıştı.
Çevremde, büyümeme; duygularımı ve ruh sağlığımı desteklemeye yardımcı olabilecek
sağlıklı bir yetişkin rolü, üzgünüm ki hiç olmamıştı.
Daha da üzücü olan taraf ise şuydu: Yaşam boyu kendime sunmaya çalıştığım kendi kendime
ebeveynlik hâlini fark etmiştim. O kadar net fark etmiştim ki, bir terapi seansında “Ben
artık kendime ebeveynlik etmekten çok yoruldum” derken buldum kendimi. Terapistimin,
içimdeki ışığa inanan gözlerinin karşısında…
Sonrasında bu zincire yeni farkındalık halkaları eklenmeye başladı.
Öyle bir normalize etmiştim ki herkese, her şeye yetebilme hâlimi… Adeta bir Seyit
Onbaşı gibi, her yükü sırtlanmak zorundaymışım gibi yaşıyordum. Hayatıma her kulvardan
seçtiğim insanlar da bu tarafımı farkında olmadan –ya da bazen oldukça farkında olarak–
kullanmaya devam ediyordu.
Ve ben, fark etmeden, yıllar içinde içimde yer etmiş bazı erken dönem şemaları ve
onların temel inançlarını yeniden yeniden doğruluyordum.
Zihnimde şu cümleler çok tanıdıktı:
“Ben herkese yetmek zorundayım.”
“İhtiyaçlarımı geri plana atmalıyım.”
“Kimse bana gerçekten yardım edemez.”
“Güçlü olmazsam ayakta kalamam.”
“Yük almaktan vazgeçersem değerim azalır.”
Bunlar birer kişilik özelliği değil; çocuklukta öğrenilmiş, hayatta kalmaya yarayan ama
yetişkinlikte insanı yoran şema temelli temel inançlardı.
Sanki sonsuz bir kaynaktım ve hiç tükenmeyecektim…
Oysa bu, içimde çok erken yaşlarda şekillenmiş; kendime şefkati yasaklayan, dinlenmeyi
ve yardım almayı tehlike gibi kodlayan bir düzenekten başka bir şey değildi.
Ve belki de en acı fark ediş şuydu:
Biz büyürken etrafımızda ruhsal olarak sağlıklı, kendini yetiştirmiş, bilgeliğiyle alan
açan yetişkinler yoktu. Onların yerine; bencil, sevgiden ve şefkatten yoksun, saygıyı
ilişkiyle değil zorbalıkla talep eden, duygusal sorumluluk almayan yetişkinlerle
büyümüştük.
Ve çocuk hâlimizle, onların yükünü de sırtlanmak zorunda kalmıştık.
Oysa nasıl büyük bir ihtiyaçtır büyürken sağlıklı bir yetişkinin dizine başını
koyabilmek…
Bilgeliğinden ruhuna bir nebze üflenmesi…
Yüreğinin acıyan yerlerinin biraz olsun soğuması…
Sıkışıp bunaldığın anlarda, yılların yaşam tecrübesini yalın ve sade bir cümleyle sana
sunabilmesi…
Ve o anda, yalnızca nefes alabilmek; o yetişkinin varlığına şükran duyabilmek…
Sonrasında fark ettim ki, bu ihtiyacı kan bağımın olmadığı yetişkinlerde aramışım. Ve
evet, çok güzel insanlar da bulmuşum.
Ama çocukluk… Orası öyle derin bir deniz ki…
Orada bir can simidi şart.
Ben ise o denizde, can simitsiz, durmaksızın yüzmek zorunda kalmışım.
Belki de bu yüzden ruhumdaki yaş, bedenimdeki yaşla bir türlü barışamaz.
Ve böylece teoride bildiğim şeyi ilk kez bu kadar derinden anladım:
Bir çocuğun dünyasına sağlıklı bir yetişkin gerekir.
Ve eğer bir yetişkin, bir çocuğun dünyasına bunu gerçekten sunabiliyorsa o yetişkinin
ellerinden öpmek gerekir.
Peki bir çocuk neden bu şemaları geliştirir?
Bir çocuk bu şemaları “yanlış olduğu için” değil, hayatta kalabilmek için geliştirir.
Duygusal olarak desteklenmeyen, görülmeyen, korunmayan ya da erken yaşta sorumluluk
almak zorunda kalan çocuklar; ihtiyaçlarını bastırarak, güçlü olmaya çalışarak, yük
alarak var olmaya çalışırlar.
Çünkü o çocuk için yardım almak güvenli değildir.
Dinlenmek mümkün değildir.
Zayıf olmak bir tehdit gibidir.
Bu yüzden çocuk, “Ben güçlü olmalıyım”, “Kimseye muhtaç olmamalıyım”, “Herkese
yetmeliyim” gibi inançları bir karakter özelliği gibi benimser. Oysa bunlar, çocuğun
dünyasında eksik kalan yetişkinliğin yerine koyduğu psikolojik dayanaklardır.
Ve büyüdüğümüzde, hâlâ aynı şemalarla yaşamaya devam ettiğimizde; yoruluruz, tükeniriz,
ilişkilerde tekrar tekrar aynı rollere gireriz.
İyileşme ise tam da burada başlar:
Bu şemaların bizi korumak için oluştuğunu fark ettiğimizde ve artık onları sürdürmek
zorunda olmadığımızı anladığımızda…
Bu örüntüler çoğu zaman kendini sakinleştirmekte zorlanma, yoğun iç baskı ve kalıcı yorgunlukla birlikte görülebilir. Benzer bir çerçeve için duygusal yorgunluk yazısı da yardımcı olabilir.
Yetişkinlikte Bu Döngü Nasıl Görünür?
- Sürekli sorumluluk alma ve yardım istemekte zorlanma
- “Hayır” dediğinde yoğun suçluluk hissetme
- İlişkilerde kurtarıcı veya yük taşıyan role sık girme
- Dinlenirken bile zihinsel olarak gevşeyememe
Bu belirtiler kaygı ile birlikte artıyorsa kaygı bozuklukları çerçevesinde değerlendirmek faydalı olabilir.
Ne Zaman Destek Düşünülmeli?
Aşağıdaki alanlarda belirgin zorlanma varsa destek sürecini değerlendirmek iyi bir adım olabilir:
- Günlük işlevsellikte düşme ve sürekli tükenmişlik
- Sınır koyamama nedeniyle ilişki çatışmalarının artması
- Yoğun öz eleştiri, değersizlik ve çaresizlik hissi
- Tekrarlayan kaygı döngüleri ve bedensel gerginlik
Sıkça Sorulan Sorular
Ebeveynleşme nedir?
Ebeveynleşme, çocuğun yaşına uygun olmayan duygusal veya işlevsel sorumlulukları erken yaşta üstlenmesidir.
Çocuklukta yük almak yetişkinlikte nasıl iz bırakır?
Yetişkinlikte sürekli güçlü olma baskısı, suçluluk, sınır koyma güçlüğü ve tükenmişlik hissi gibi örüntüler oluşabilir.
Bu şemalar değişebilir mi?
Farkındalık ve psikoterapiyle birlikte, korunma amacıyla gelişmiş bu kalıplar daha işlevsel bir biçime dönüşebilir.
Ankara'da yüz yüze ve online destek mümkün mü?
Ankara Yenimahalle ve Batıkent dahil yüz yüze görüşmeler planlanabilir; uygun durumlarda online destek seçeneği de değerlendirilebilir.
Ankara’da Destek ve İletişim
Bu konuyu daha yapılandırılmış biçimde ele almak isterseniz çalışma çerçevem için terapi yöntemleri ve çalışma alanlarım sayfalarını inceleyebilirsiniz.
Süreçle ilgili ön bilgi almak için WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.